18 Eylül 2026

Araştırma: Türkiye iklim değişikliği nedeniyle fazladan 32 riskli sıcak gün yaşadı

0
haber-gorseli-1789686625062

T24 Haber Merkezi

İklim değişikliği, 2026 yazında dünya genelinde milyarlarca insanın aşırı sıcaklara maruz kalma süresini artırdı. Climate Central’ın haziran-ağustos dönemini kapsayan analizine göre, Türkiye’de ortalama bir kişi, iklim değişikliği nedeniyle fazladan 32 riskli sıcak gün yaşadı.

Analizde riskli sıcak gün, belirli bir bölgede 1991-2020 döneminde gözlemlenen sıcaklıkların yüzde 90’ından daha sıcak olan gün olarak tanımlanıyor. Sıcaklığın yerel olarak belirlenen bu eşik değerin üzerine çıkmasıyla sıcağa bağlı sağlık risklerinin de arttığı belirtiliyor.

Climate Central’ın daha önceki çalışmalarında da aynı yöntemle riskli sıcak günler, yerel 1991-2020 sıcaklık dağılımının yüzde 90’lık eşiğinin üzerindeki günler olarak tanımlanıyor. Kuruluş, insan kaynaklı iklim değişikliğinin günlük sıcaklıklar üzerindeki etkisini Climate Shift Index (CSI) yöntemiyle inceliyor.

İstanbul’da 37, İzmir’de 33 fazladan riskli sıcak gün

Analize göre iklim değişikliği nedeniyle fazladan yaşanan riskli sıcak günlerin sayısının en yüksek olduğu iller Adana, Gaziantep, İstanbul, Bursa ve İzmir oldu.

Adana’da fazladan 40 riskli sıcak gün hesaplanırken, bu sayı Gaziantep’te 39, İstanbul’da 37, Bursa’da 34 ve İzmir’de 33 olarak kaydedildi.

Türkiye genelinde ise nüfusun 54,3 milyonunun 30 günden fazla riskli sıcaklığa maruz kaldığı belirtildi.

Climate Central’ın 2026 verileri, yılın ilk yarısından itibaren küresel sıcaklıkların tarihsel olarak yüksek seviyelerde seyrettiğine işaret ediyor. Kuruluşa göre Haziran 2026, küresel ölçekte kayıtlardaki en sıcak ikinci haziran olurken, Temmuz 2026 ise 2024 ile birlikte kaydedilen en sıcak temmuz olarak ölçüldü.

Her 10 Avrupalıdan dokuzu riskli sıcaklarla karşılaştı

Analizin küresel sonuçlarına göre, 203 ülkede ortalama bir kişi, iklim değişikliğinin güçlü etkisinin hissedildiği en az 30 gün geçirdi. Fransa, İtalya ve Birleşik Krallık’ın da aralarında bulunduğu 54 ülkede ise 1970-2026 döneminin en sıcak haziran-ağustos dönemi kaydedildi.

Dünya genelinde olağan dışı sıcaklıkların en fazla görüldüğü ilk 10 ülkeden 7’si Avrupa’da yer aldı. Avrupa nüfusunun yüzde 89’una karşılık gelen yaklaşık her 10 kişiden dokuzu, en az bir ay boyunca riskli sıcaklık koşullarıyla karşı karşıya kaldı.

Riskli sıcaklara maruz kalan en büyük nüfus ise Asya’da kaydedildi. Kıtada 2,8 milyar kişi, başka bir ifadeyle nüfusun yüzde 58’i, en az 30 gün boyunca riskli sıcaklara maruz kaldı.

Dünya nüfusunun en az dörtte biri de haziran-ağustos dönemi boyunca her gün iklim değişikliğinin yerel sıcaklıklar üzerindeki güçlü etkisini deneyimledi.

Altı Afrika ülkesinde ise dönemdeki günlerin en az yüzde 95’inde sıcaklıkların iklim değişikliğinden güçlü biçimde etkilendiği tespit edildi.

Yavaşlı: Rakamı ihtiyatlı bir alt sınır olarak okumak gerekiyor

Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Türkiye’de kaydedilen 32 günlük artışın insan sağlığı açısından önemine dikkati çekti.

Yavaşlı, “Türkiye bu yaz, iklim değişikliği olmasaydı yaşamayacağı 32 riskli sıcak gün geçirdi. Riskli sıcak gün, insan sağlığı açısından eşik sayılan sıcaklığın aşıldığı gün demek. O eşiğin üstüne çıkıldığında hastane başvuruları da ölümler de hızla artıyor” dedi.

Eşik değerin 1991-2020 ortalamasına göre belirlendiğine işaret eden Yavaşlı, bu dönemin de iklim değişikliğinin etkilerini içerdiğini belirterek, “Bu yüzden rakamı ihtiyatlı bir alt sınır olarak okumak gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Nem hesaba katılmıyor”

Yavaşlı, hesaplamanın günlük ortalama sıcaklığa dayandığını ve nem faktörünü içermediğini belirterek özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarında bunun önemli bir sınırlılık oluşturduğunu söyledi.

Nemin yüksek sıcaklıklarla birleşmesinin insan sağlığı üzerindeki etkileri artırabildiği biliniyor. Climate Central’ın Haziran 2026’da yayımladığı ayrı bir çalışma da tehlikeli nemli sıcak günlerinin 1970’lerden bu yana dünya genelinde iki kattan fazla arttığını ortaya koymuştu.

Yavaşlı, kullanılan verilerin yaklaşık 25 kilometrelik hücrelere dayanmasının kent içindeki sıcaklık farklılıklarını da görünmez hale getirebildiğini belirtti:

“İzmir’de gölgeli bir sahil mahallesiyle beton yoğun bir iç mahalle arasında birkaç derece fark olur, fakat ikisi de aynı ortalamaya girer.”


“Kent ölçeğinde ısı haritaları ve sağlık planı gerekli”

Türkiye’nin aşırı sıcaklara karşı atması gereken adımlara da değinen Yavaşlı, erken uyarı sistemleri ile kent ölçeğinde ayrıntılı verilerin önemini vurguladı.

Yavaşlı, “Yapılması gereken belli: Sıcak hava dalgalarına erken uyarı, kent ölçeğinde ısı haritaları ve bunlara bağlanmış bir sağlık planı. COP31’e hazırlanan bir ülke, önce kendi nüfusunun sıcağa ne kadar maruz kaldığını ölçebilmeli” ifadelerini kullandı.

Stiell: Sağlık sistemleri baskı altında

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi İcra Sekreteri Simon Stiell de aşırı sıcakların sağlık sistemlerinden ekonomilere kadar geniş çaplı sonuçları olduğuna dikkati çekti.

Stiell, bir milyardan fazla insanın sağlığı tehdit eden aşırı sıcaklara bir ay daha fazla maruz kalmasının, kömür, petrol ve doğalgaz kullanımından kaynaklanan iklim değişikliğinin maliyetlerini ortaya koyduğunu belirtti.

Aşırı sıcakların hayatları ve geçim kaynaklarını etkilediğini, sağlık sistemleri ve işletmeler üzerinde baskı yarattığını söyleyen Stiell, çözümün temiz enerjiye geçişin hızlandırılması, iklim direncinin artırılması ve ormanların korunmasından geçtiğini ifade etti.

(Editör: Öykü Özgören)

The post Araştırma: Türkiye iklim değişikliği nedeniyle fazladan 32 riskli sıcak gün yaşadı first appeared on .

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir